Aşk kimi seçtiğine bakmaz, aşk savunmasızlara iner, budala aşk fitili ateşler...
Bu işte bi’yalnızlık var..bi zamansızlık yersizlik var, bu işte benim sevdiğim kocaman bi çaresizlik var...
Bana korkak deme.
Ben hayatımda hiç bir zaman korkmadım. Sadece bir kez bu kadar aşık oldum.
Üstelik beni hiç sevmeyen birine...
Aşk, yaraların sarılmasını beklemelidir. Birbirimiz için bu bekleyişe katlanmalı, acıma duygusuyla ya da yargılayarak değil, sanki affediş bir randevuymuş gibi beklemeliyiz. Kaç kişi, başka biri için bu şekilde beklemeye razı olur ki? Çok az…”
“Birden, o hiç sevmediğim duyguya kapıldım yine. Sanki geçmişin belli bir anında, bir şeyi başka türlü yapmış olsam her şeyin farklı olabileceği duygusuydu bu....
"İnsan aynada gördüğü kişiye karşı hayatı boyunca değişik duygular besleyebiliyor. Bazen nefret ediyoruz kendimizden, bazen neredeyse şefkat duyuyoruz. Var olmanın anlamlı bir şeymiş gibi göründüğü anlar var, bir de aldığımız tek bir nefes için bile bahane bulamadığımız zamanlar. Bunlar hayatımızın içinden akıl sır ermez bir sırayla, fener alayları gibi geçip gidiyor. Üstelik zamanla bir şeylerin değişeceğini ummak da galiba boşuna. Aynayla aramızdaki fırtınalı ilişkinin belki de zamanla ilgisi yok..."
BEN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BEN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Mart 2015 Pazar
27 Nisan 2012 Cuma
Suçluyuz Hepimiz
Bugünlerde bu cümleyi çok kullanmaya başladım. Çünkü yaşadığım her durumun sorumlusu benim. Bunu anlamak ve hayatıma sokmak epey bir zamanımı aldı. Ancak öğrendim ki inançlarını bırakmadan tüm sorumluluğu üzerine alarak bunların üstesinden gelebiliyorum.
Genelde hep şey deriz " napayım yazgım böyle" yada "bende istemem ama beni dinlemiyor" her daim bahanelerimiz daha doğrusu kafamızı altına sokacağımız battaniyelerimiz hazır oldu.
Kaderimiz ezeli hayatta zaten çizildi. Ancak kavşakları yönlendirme tamamen benim elimde. Işık ne işe yarar herşeyi daha net muntazaman görmeye yarar. Fakat gözünüze çok tutarsanız kör olmanıza neden olur.
Mükemmelliyet durumundan sıyrılmakla başlıyor hayatın tadı aslında. Bıraktım artık sandalımı nehirin akışına. Önüme elbette fırtınalar , köpek balıkları çıkacak ancak bunlarla savaşmayı gözümü karartarak değil düzgün akışlarla tamamlamak ve okyanusa ulaşmaktır amacım.
Ama ben fırtına çok sertti deyip eyvahlar bağlamaya başlarsam, yandım balıklar etrafımı sardı salım devrilecek dediğimde okyanus uzak diyarlar olur ancak parçalarım o okyanusa ulaşır .
Şimdilerde çok güzel bir kitap buldum bilmiyorum belkide geç kaldım ona ulaşmak için ama hiç bir şeyin tesadüf olmadığını artık hazmettim. Kitabımın ismi Işığın Savaşçısının El Kitabı. O kadar benden bir kitap ki. 1997 yılında yazılmış ancak 2012 yılında halen hiç bir şeyin değişmediğini gördüğüm bir kitap. Arayışlar hep aynı, varılacak nokta hep aynı.
Başkalarının bana çizdikleri rolü oynamak zorunda değilim. Kendi çizdiğim bir yolum var ve bu yolda hata yapma , savaştan geri çekilme hatta düşmanımın hatalı olduğuna onu ikna edebilme hakkım var.
Herkes Işığın Savaşçısı aslında sadece farkına varabilmek farkında olabilmek önemli. İstersek okyanusa gömülmüş eski bir tapınağın çan seslerini çok rahat duyabiliriz.
İşte bu kadar herşey basit ve olasılık dahilindeyken hayatı çekilmez yapıp kendimize ve dostlarımıza zindan ettiğimiz için suçluyuz hepimiz.
Rabbim attığım her adımın sorumluluğunun bana ait olduğunu kabul ediyorum. Her daim benimle olduğunu ve yanlışlarımı tekrarlamamak için önüme çıkışlar koyduğunu kabul ediyorum.
Genelde hep şey deriz " napayım yazgım böyle" yada "bende istemem ama beni dinlemiyor" her daim bahanelerimiz daha doğrusu kafamızı altına sokacağımız battaniyelerimiz hazır oldu.
Kaderimiz ezeli hayatta zaten çizildi. Ancak kavşakları yönlendirme tamamen benim elimde. Işık ne işe yarar herşeyi daha net muntazaman görmeye yarar. Fakat gözünüze çok tutarsanız kör olmanıza neden olur.
Mükemmelliyet durumundan sıyrılmakla başlıyor hayatın tadı aslında. Bıraktım artık sandalımı nehirin akışına. Önüme elbette fırtınalar , köpek balıkları çıkacak ancak bunlarla savaşmayı gözümü karartarak değil düzgün akışlarla tamamlamak ve okyanusa ulaşmaktır amacım.
Ama ben fırtına çok sertti deyip eyvahlar bağlamaya başlarsam, yandım balıklar etrafımı sardı salım devrilecek dediğimde okyanus uzak diyarlar olur ancak parçalarım o okyanusa ulaşır .
Şimdilerde çok güzel bir kitap buldum bilmiyorum belkide geç kaldım ona ulaşmak için ama hiç bir şeyin tesadüf olmadığını artık hazmettim. Kitabımın ismi Işığın Savaşçısının El Kitabı. O kadar benden bir kitap ki. 1997 yılında yazılmış ancak 2012 yılında halen hiç bir şeyin değişmediğini gördüğüm bir kitap. Arayışlar hep aynı, varılacak nokta hep aynı.
Başkalarının bana çizdikleri rolü oynamak zorunda değilim. Kendi çizdiğim bir yolum var ve bu yolda hata yapma , savaştan geri çekilme hatta düşmanımın hatalı olduğuna onu ikna edebilme hakkım var.
Herkes Işığın Savaşçısı aslında sadece farkına varabilmek farkında olabilmek önemli. İstersek okyanusa gömülmüş eski bir tapınağın çan seslerini çok rahat duyabiliriz.
İşte bu kadar herşey basit ve olasılık dahilindeyken hayatı çekilmez yapıp kendimize ve dostlarımıza zindan ettiğimiz için suçluyuz hepimiz.
Rabbim attığım her adımın sorumluluğunun bana ait olduğunu kabul ediyorum. Her daim benimle olduğunu ve yanlışlarımı tekrarlamamak için önüme çıkışlar koyduğunu kabul ediyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


